Organik

ORGANİK TARIM

Dünya genelinde 20. yüzyılın başından itibaren meydana gelen hızlı nüfus artışı gıda gereksinimini de beraberinde getirmiştir. Kişi başına düşen tüketim artmasa bile nüfusta yaşanan yoğun artış besin, barınak, giysi ve insanoğlunun ihtiyaç duyduğu diğer mal ve hizmetlere olan talebi arttırmış bu da üretimin artmasını zorunlu kılmıştır. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için tarımsal üretimde verimliliği arttırmaya gidilmiş bunu sağlamak için kimyasallar kullanılmaya başlanmıştır. Yeşil devrim adı verilen konvansiyonel tarımda, yoğun ve bilinçsiz şekilde tarımsal girdiler kullanılarak birim alandan daha fazla verim alınmaya çalışılmıştır. Yeni tarım alanları arayışına gidilmiş bu da yine ormanların tahribatı ile sonuçlanmıştır. Yüksek verimi ve kazancı amaçlayan üretim sistemleri ekosistemi olumsuz etkilemiş ve ekolojik dengenin bozulmasına neden olmuştur. Üreticilerin birim alandan olabildiğince fazla verim elde etmek adına kullandığı sentetik kimyasal maddeler, hormonlar, monokültür tarım sistemi, antibiyotikler, kimyasal tarım ilaçları, hayvan yetiştiriciliği konusunda yapılan hatalar ekosistemi olumsuz yönde etkilemektedir ve günümüzün en büyük sorunlarından biri olan çevre kirliliğine neden olmaktadır. Kullanılan kimyasal ilaçlar ekosistemin devamlılığı için gerekli olan predatör1 böcekleri, arıları, topraktaki organizmaları yok etmektedir. Toprak tarafından emilmeyen kimyasal ilaçlar akarsulara ve denizlere karışmakta bu da denizlerdeki canlıları olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca konvansiyonel tarım nedeniyle sularda ve besinlerde bulunan nitrit ve nitrat birçok ülkede sağlığı etkileyen önemli bir sorundur. Tek bir tarım ürününün yetiştirilmesine dayanan monokültür tarım ise toprağın kendisini yenilemesine imkan vermemekte, toprağı sömürmektedir ve bu uygulama sürdürülebilir tarım önündeki en büyük engellerden biridir.

Organik tarım doğayla uyumlu, çevre ve sağlık için en az risk taşıyan bir üretim sistemidir. Organik tarım sisteminde toprağın sağlığı da dikkate alınan konular arasındadır. Bu nedenle, organik tarımda toprağın içinde bulunan organizmaların korunması da temel ilkelerden biridir. Organik tarımda amaç kısa sürede birim alandan maksimum verimi almak değil toprağın uzun sürede verimli şekilde ürün vermesini sağlamaktır. Kimyasalların bilinçsizce kullanılmadığı organik tarımda toprak kendini yenileyebilmektedir. Bozulan doğal dengeyi yeniden kurmak ve gelecek nesillere kaliteli gıdalar sunmak, gelecek nesillerin yaşayacağı sağlıklı bir çevre sağlamak için organik tarım sistemi benimsenmiştir. Organik tarımda amaç nicel artışı sağlamaktan öte ürün kalitesinin artmasını sağlamaktır ve organik tarımla üretilen ürünler doğal dengeler doğrultusunda üretildikleri için çok daha lezzetlidirler. Organik tarımda kimyasal ilaç yerine dayanıklı, sağlıklı tohumlar tercih edildiği için hastalanma riski minimum seviyeye indirilmektedir. Organik tarım sera gazı emisyonun azalmasını sağlayarak iklim değişikliği ile mücadele etmede de yardımcı olmaktadır. Organik tarım her aşaması kontrol edilen bir sistemdir ve bütün ilgili paydaşlar açısından daha iyi yaşam kalitesini amaçlamaktadır. Organik tarımda amaç sadece güvenilir ve sağlıklı besinler üretmek değildir, üreticilerin sağlığını korumak ve emniyetli çalışma ortamı sağlamak da organik tarımın amaçları arasındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir