Sirke

Elma Sirkesinin Teröpatik(Tedavi Edici) Etkileri

Bir efsanede, sirkenin Babil’ de(M.Ö.5000) sarayda çalışan biri tarafından keşfedildiği ve gıda koruyucu olarak kullanıldığı yer almaktadır. Kartaca kumandanı (M.Ö.200) ise sirkeyi ordusunun yolunu kapatmakta olan kayaların eritilmesinde kullandığı, Kleopatra’nın da (M.Ö.50) sirkeyle kıymetli incileri eriterek bir aşk iksiri yapmış olduğu ve Anthony’ ye sunduğu söylenmektedir. 10.yüzyılda adli tıbbın yaratıcısı Sung Tse, otopsi sırasında hastalıktan korunmak için ellerini sülfür ve sirke ile temizlediği bilinmektedir.

Sirkenin kullanımı modern tıpın babası Hipokrat’a kadar gitmektedir. Hipokrat sirkeyi enfeksiyon, iltihap ve ülserlerin temizlenmesinde kullanmıştır. Eski bir ilaç olan sirke ve baldan yapılan oksimel, Hipokrat ve arkadaşları tarafından sürekli-öksürük tedavilerinde kullanılmıştır. Gıdaların korunmasında sirkenin antimikrobiyel özelliği son zamanlarda yapılan bilimsel çalışmalarda açıkça gösterilmiştir. Uzmanlar yaraların tedavisinde sirke kullanımını tavsiye etmektedirler. Seyreltilmemiş sirke takma dişlerin temizlenmesinde de kullanılabilmektedir. Elma sirkesi, turşu, dereotu ve ticari sirke haplarından alınan günlük asetik asit miktarlarının şeker hastalarındaki hemoglobin A1c üzerindeki etkileri hakkında yapılan bir çalışmada; sirkenin hemoglobin A1c değerini %0.16 oranında düşürdüğü ve düzenli sirke kullanımının glisemi(kan şekeri) kontrolü sağladığı tespit edilmiştir.

Asetik asit ve sirkenin kan glikozu üzerine etkilerinin araştırıldığı başka bir çalışmada; sirkenin kandaki glikoz ve insulin oranını baskıladığı ve düzenlediği görülmüş ve sirkenin yemeklerden sonra meydana gelen hiperglisemiyi kontrol etmekte kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Elma sirkesinde aktif bir bileşen olan asetik asidin antiglisemik özellikte olduğu saptanmıştır. Ayrıca asedik asitin midenin boşaltılmasını yavaşlatarak, nişasta moleküllerinin tamamen sindirimini engelleyen disakkaritaz aktivitesini ve kaslar tarafından glikozun alımını engellediği yapılan çalışmalarda belinlemiştir.

Sağlıklı 21-51 yaşları arasında 7 kadın ve 3 erkek bireyde yapılan bir çalışmada, sirke kullanımıyla sağlanan belli dozlardaki asetik asitin nişastalı gıdalarda yemekten sonra glikoz ve insülini önemli bir şekilde düşürdüğü belirlenmiştir.

Sirkedeki sodyum asetat ve asetik asidin kan glikozundaki etkilerini araştırmak için karbonhidratlı ve yağlı yemekler tüketen sağlıklı bireylerde bir deneme kurulmuştur. Bu çalışma sonucunda; sodyum asetatın kan şekeri üzerinde asetik asitten daha az etkili olduğu, oral yolla alınan asetik asit ve sodyum asetatın karbonhidrat sorunundan sonra kan şekerini farklı etkilediği tespit edilmiş, salata ve patates sosunda kullanılan küçük bir miktar sirkenin karbonhidrat ve yağ içeren yemekler tüketildikten sonra meydana gelen glisemiyi engellediği yani kan şekerini düzenlediği görülmüştür.

Sirkede asetik asit dışında çeşitli vitaminler ve mineral maddeler,amino asitler, polifenolik bileşenler(gallik asit, kateşin, kafeik asit, ferulik asit) ve uçucu olmayan organik asitler(tartarik, sitrik, malik ve laktik asit) bulunmaktadır.

Kondo ve meslektaşları sirke ve asetik asit(6 hafta boyunca yaklaşık olarak 0.86 mmol asetik asit ) solüsyonlarından hazırlanan diyeti laboratuar farelerinde kullanmış ve raporlarında kendiliğinden hipertansif sistolik kan basıncında önemli derecede düşme(yaklaşık olarak 20 mm Hg) olduğunu belirtmişlerdir. Yine benzer bir çalışmada asetik asidin kalsiyum emilimini ve birikimini artırdığı rapor edilmiştir.

Sirkeler bitkiler tarafından oksidatif strese karşı sentezlenen polifenol bileşiklerininde kaynağıdır. Polifenoller, insanlarda antioksidan etkiye sahiptirler ve kanser riskini azaltmaktadırlar.

Yiyecek seçimi açlık ve yemek sonrası doygunluğu etkilemektedir. Sirke ve yerfıstığı tüketimi glisemik indexi azaltabilmekte, bu olayda doygunluk hissiyle ilişkilidir ve gıda tüketimini azaltır. Böylece, rejim diyetleri hazırlanırken bu tür bilimsel çalışmalarının sonuçları doğrultusunda rejim programları hazırlanabilir ve düzenli eksersizle desteklenerek kilo vermek sağlıklı ve kolay olmaktadır.

Ayrıca her türlü sirke(elma, üzüm…) halk arasında kepekli saçlarda, soğuk algınlıklarında ateş düşürücü olarak, balla karıştırılmak suretiyle öksürükte, kulak çınlamasında, sindirim bozukluklarında, sivilceli ciltlerde vb.. dahili ve harici olarak kullanılmaktadır. Özellikle son yıllarda; elma sirkesi kullanımı kilo vermekte ve detosifikasyon (vücudu zararlı toksiklerden arındırma) bir hayli artmıştır. Eczanelerde birçok elma sirkesi ekstraktı ile üretilen ilaçlar satılmakta ve çeşitli internet sitelerinde elma sirkesi, sıcak su, bal vb. gibi karışımların kilo vermek ve pek çok hastalıkta kullanımına dair bilgiler bulunmaktadır.

 

Referans: ÖZTÜRK, A., ÖZDEMİR, Y., & GÖKSEL, Z. (2009). Elma Sirkesi ve Teröpatik Etkileri. International Journal of Agricultural and Natural Sciences, 2(1), 155-158.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir